KURÂN-I KERÎM VE TARİH 2

Kur’an-ı Kerim, zamandan ve mekandan münezzeh olan Allah teâla’dan Rasul-i Zişan Muhammed Mustafa(as) efendimize nazil olmuştur. Zaman ve mekanla mukayyet insanın hak ile batılı ayırt etmesi rızayı ilahiye vasıl olması mukaddes kitabın hidayet ve rehberliğinde olacaktır. Kur’an-ı Kerim tarihte var olan insana ve insanın zaman ve mekanda inşa ettiği her şeye ilahi müdahaledir. Bu mucize oluşunu ifade eder. Mucize olan kitab ile Allah Teâla zamana yani tarihe müdahale etmiştir. Bu hem bir irade hem de bir takdirdir. Böylece kur’an-ı Kerim tarihin hem bir parçası hem de inşâ edici ilahi esâsı olmuştur. Vahiy; insana bir mucize ve müdahale olduğu için önceki kitapların tamamı da tarihin bir parçası ve inşâ edici esâsı olmuşlardır. Bu hakikat gereği Kurân-ı Kerim kendinden önceki kitapları tasdik eden ve geçmiş ümmetlere ait kıssalar ihtiva eden bir insanlık tarihi inşa eder. Bu aynı zaman da Kur’ân’ın mucizevî üslubunun bir parçasıdır.
Hem geçmişe hem İnzâl olduğu zaman ve mekâna hem de geleceğe mahsus inşa edici tarih tasavvuru ile Kur’an-ı Kerim bir tarih kaynağıdır. Kur’an-ı Kerim deki kıssalar ve Kur’an-ı Kerim’in insan ve tarihe yönelişi ve izâhı müslümanların tarihin nasıl ve niçinliğine dair fikriyatını da şekillendirir. Hakezâ Müslümanlara tarih yazmayı öğreten bir ders bir muhayyile verir. Zira tarih zamanın bilinmesidir ve zamanı yaratan Allah teâla bizlere vahiy ile ders veriyor ve yaşadığımız zaman ve mekânın bütünlüğünü öğretiyor.
Kur’an-ı Kerim’in tarihe dâir insana kazandırdığı temel fikir  insanın dünyada bir imtihan, gaye ve sebep için yaratıldığı ve bu varoluşun sonucunun olacağıdır. Başlangıç ve son hakkında bize bir ders veriliyor. Kur’an-ı Kerim’deki kıssalar bu hayatın mevcúdiyetin tarihidir.

O halde; Kur’an-ı Kerim ‘de bizlere insanlık tarihi peygamberler ve kavimlerinin tarihi olarak muhtasaran ve belirli bir gaye için anlatılır. Tarihi bir bütün olarak bizlere öğreten vahiy, mevcûdatın ve insanın mevcudiyet sebebi ve gayesini de “Tevhid” itikadı ve fikri etrafında inşâ etmiştir. Tarihi süreç Tevhid ve şirkin mücadelesidir.
قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ بَدَأَ الْخَلْقَ ۚ ثُمَّ اللَّهُ يُنْشِئُ النَّشْأَةَ الْآخِرَةَ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
( Rasulüm de ki: Yeryüzünde gezip dolaşın ve Allah’ın ilk yaratılışı nasıl başlatıp devam ettirdiğini görün.  Allah, daha sonra ikinci hayatı da işte böyle gerçekleştirecektir; Allah her şeye kadirdir.)
İlk Müslüman tarihçiler bu asla dayandıkları için insanlık tarihini Adem Aleyhisselam’ın yaratılışı ve şeytan ile olan mücadelesini anlatarak başlatırlarki Kitab-ı Kerim’deki yaratılış kıssasının özü de bu fikri verir. Kıssalar geçmişte meydana gelmiş vakâları ihtiva eder ve bu vakâlar insanlık tarihinin temel taşlarını oluşturur. Bu sebeple de tarihçi için mühim bir kaynaktır.

Kıssaların muhtasar, öz bir üslub ile anlatılmış olması da bir maksat bir hikmet ihtiva eder. Zira; Kitâb-ı Kerim bir tarih kitabı değildir ve asıl hedefi zaman, mekan ve şahıslar üzerinden tarih rivayeti değildir. Kıssalar ile bir tarih ilmi inşâ edilmez. Bir Tarih şuùru ve başlangıç ve sona, sebep ve sonuca,vücut ve mevcuda dâir fikir inşâ edilir.Dünün bilgisi ile bugün ve yarına insan zihnini, fikrini taşır. Kur’an-ı Kerim’deki kıssalar gerçek dışı, hayali hikayeler değildir.Kur’an-ı Kerim elbette bir tarih kitabı da değildir. Muâsırımız “Tarihselci”lerden bazılarının iddiâ ettiği gibi vuku bulmamış hikayeler, yaşamamış şahsiyyetlerden bahseden bir kitap da değildir. Allah Teâla’dan Rasulullah’a vahyedilmiş ilahi hakikatleri ve insanın hakiki tarihini ihtiva eden Kelamullahtır. Oryantalistlerin buna inanmasını beklemiyoruz fakat devşirilmiş öğrencilerinin anlamasını ümit ediyoruz.  Tarih, geçmişle alakadar olsa da aslında bugün ve yarının ilmidir. Bu tarih ilminin ve yazıcılığının asıl maksadı ve hedefini işaret eder. Tarihçilerin yüzlerce binlerce senelik çalışmaları onları bu noktaya taşımışken Kur’an-ı Kerim hem üslup hem zamana, mekâna, kişilere ve vak’âlara dair muazzam dersiyle bizi bu yüksek mirasın zirvesine taşımıştır. Müslüman’a geçmişi anlatıp onun şimdiki zamanını ve geleceğini inşâ etmiştir. Şu ayeti kerimeye kulak verelim:

أَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْأَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ وَكَانُوا أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً ۚ وَمَا كَانَ اللَّهُ لِيُعْجِزَهُ مِنْ شَيْءٍ فِي السَّمَاوَاتِ وَلَا فِي الْأَرْضِ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَلِيمًا قَدِيرًا
( Bunlar yeryüzünde gezip de kendilerinden önceki lerin sonunun nasıl oldu ğunu görmediler mi? Halbuki onlar, bunlardan daha güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah’ı âciz bırakacak bir güç vardır. O bilendir, güçlüdür.)fâtır-44. Muhâtaplarından etraflarındaki eskişehirlerin haline bakmalarını ve altüst olmuş şehirlerin haberlerini işitmelerini, anlamalarını isteyen Kur’an-ı Kerim insanlığın zihninde, şuûrunda, aklında üslubuyla derin izler bırakır ve insan hislerini tarihten sahnelerle harekete geçirir. Bu bir ders bir ibret vasıtasıdır. Şu ayeti kerime buna işaret ediyor:
لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِأُولِي الْأَلْبَابِ ۗ مَا كَانَ حَدِيثًا يُفْتَرَىٰ وَلَٰكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
( Andolsun onların -geçmiş Peygamberler ve ümmetlerinin- kıssaların da akıl sahipleri için pek çok ibretler vardır.( Bu Kur’an) uydurulacak bir söz değildir.Fakat o, kendinden öncekileri tasdik eden,her şeyi açıklayan (bir kitaptır); iman eden toplum için bir rahmet ve bir hidayettir.) Yúsuf-111

Kur’an-ı Kerim birçok ayet-i kerime ile bizlere sahih bir tarih usûlü, Hakk’a ulaştıran bir ders, şimdiki zamanı ve gelece ği kuşatan bir ibret vesika sı olmuştur.Hem muciz-il beyân olan vahiy; tarihe, zamana,hayata ilahi bir müdahale bir nusrettir hem de yolunu kaybeden insana hidayet kaynağıdır. Tarih, Allah teâla’nın değişmez kanunları ile devam ediyor ki Kur’an-ı Kerim bu kanunların vahiy vasıtasıyla bildirildiği bir kitaptır.Sünnetullah; kavimlere ,ümmetler ve insan teklerine hakim olan değişmez bir kanu- nun adıdır. Müslümanlar Kur’an-ı Kerim’in rehberliğinde tarihe hakim olan bu kanunları anlayarak hayatlarına, zamana, mekana ve belki tarihin akışına yeniden istikamet vereceklerdir.Unutmaya lım ki insanın ve hayatın bir gayesi, anlamı olduğu için geçmişin bir anlamı ve kıymeti vardır. Tarih te varlığını bu anlama ve kıymete borçludur. Bazı tarihçilerin Tarih felsefesine, Deist ve Ate- ist felsefecilerin insana ve hayata yükledikleri manâya hiç bulaştırmadık ları “ilahi müdahale” ve “Mucize” bizim ufkumuzu aydınlatacak ve tarihin kanunlarına bizi ulaştıracaktır. Elhasıl ; Şuhud/ Fizik alemin kanunları ğaybi/ metafizik alemden bir müdahaledir ve fiziki/ şuhudî alemin kanunlarını bilmek, anlamak bu kanunları inşa etmek, yaratmak ve idare etmek değildir. metafizik/ğayba ait bir müdahale kanunlar vasıtasıyla dâima olacaktır.Tarih’te bundan müstağni değildir.

Kaynakça:
*TDV İslam ansiklopedisi
Kuranı-kerim meâli-hey’et- Ankara-2005

*HakDiniKuranDili – Elmalılı M.Hamdi Yazır Cümle yayınları-ist.-2001

* İslam Düşüncesinde Tarih felsefesi -Kasım Şulul- Disiplinler arası Çalışmalar Dergisi -Divan- 2001/2

*Kur’an’da Tarih Algısı- Rıza Korkmaz -Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü kelam doktora tezi-Ankara- 2011

*Kur’an’da Tarih Kavramı- Mazharuddin Sıddıkî- Pınar yayınları- İstanbul

*Doğru Tarih Kur’ân -Şafak Tunç- Mutlu Yayınları -İstanbul -2017

*Tarih Felsefesinin Genel Hatları ve Collingwood’un Tarih düşüncesi -Enver Erdoğan- medeniyet ve toplum dergisi-3/1 -2019

*TDV İslam ansiklopedisi- “Sünnetullah”mad.ilyas çelebi-38.cild 159-160.sahf-ist.-2010

* TDV İslam ansiklopedisi “mucize” mad.30.cild 348-354.sahf-Ank.-2020

*TDV İslam ansiklopedisi “Kader”mad.24.cild-58-63 sahf-ist.2001

Total
0
Shares
0 Facebook'ta Paylaş
0 Twitter'da Paylaş
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Related Posts
Daha Fazla Oku

“SAVAŞ”

​Savaş     Dijital çağdayız. Akıllı telefonlarla akıllı evler çekip çevrilebiliyor. Masa başında vazifeli olanların birçoğu akıllı binalarda…